ankara universitesi cebeci kampusu

cuma günü itibariyle artık turnikelerden geçerek girebileceğimiz, her köşesi kameralarla dolu olan, kapıdaki özel güvenliklerin öğrencilere küfredebilecek, hatta kimlik göstermek istemedi diye dövebilecek, ellerinde cam kırıklarıyla öğrencilere saldırabilecek kadar özgür olduğu garip kampüs. üniversite=özgürlük demişlerdi sanırım birileri bir yerlerde hata yapmış ya da biz yanlış algılamışız. cuma akşamı öğrenciler kimlikleriyle içeri zorlukla girerken içerde gözleme satanından sigara alkol satanına, şişe toplayanına kadar bir sürü yabancı insan vardı. "biri bizi gözetliyor" evi gibi her tarafı kamera dolu olmasına ve etrafta güvenlikler dolaşmasına rağmen bir akşamda benim duyduğum 2 telefon, bir adet kamera çalınmış.hal böyle olunca tabii ki insan düşünüyor "amaç güvenlik sağlamak mı yoksa 'fişledikleri' bir kaç insanla uğraşmak için kanıt toplamak mı?" diye.ilginçliklere yuvadır yani.

la antena

2007 yapımı esteban sapir filmi. film üzerine düşünmekten uykuları kaçabilir izleyenin. harika ötesi bir film. kişisel olarak yeni favorim ayrıca.

ben kimim

cevabını aramanın ve bulabilmenin en zor olduğu sorulardan biri eğer gerçek cevaplara ulaşılmaya çalışılıyorsa. sonuca giden yolun kestirmesi yok.. uzun, zor, yorucu... iç çatışmalarla kucak kucağa..

sarkilarla gectim aranizdan

bu yılki ankara film festivali kapsamında çağdaş sanatlar merkezinde 16 martta gösterilecek olan belgesel..

lord of war

rekabet, hırs ve daha çok rekabet, daha çok hırs... konu ne olursa olsun... kapitalizmin silah ve şiddet ayağı neymiş, nasıl işlermiş hatta neden bu piyasa hiç başarısız olmazmış?! sorularının cevaplarını barındıran ilginç film.. ve hatta filmin sonunda insanların nasıl duygusuzlaşıp giderek daha bir "homo economicus" olduklarını da görebilirsiniz. "özeleştirinin bu kadarına da pes" dedim ben.. tebrik eder, bu gibi daha nice belgesel tadında filmler ortaya çıkmasını dilerim..

istanblue

istek üzerine gelen entry:

"sözlüğün en yakışıklı, en bekar , en karizmatik en çekici erkeği artık 22 yaşında. haydi kızlar ne duruyoruz ?"

aynen yazdım yanlışlık olmamıştır umarım sayın istanblue.

içten gelen entry:

yaşlı bir dede olana kadar her yaşında daha da mutlu olmanı diliyorum.. bi de şimdi bi yıl yaşlandın diye unutkanlık başlamaz umarım borçların zaman aşımına uğrayacak artık öde de kurtulalım dicektim ama hadi yemek borcun benden sana doğum günü hediyesi olsun.. nice yıllaraa...öperim ellerinden..

becoming jane

"romantik filmler mutlu sonla biter" inancına kendini iyice kaptırmış olan kişinin suratına hayatın acı gerçeklerini tokat gibi indiren bir sona sahip film. jane austen'in hayat hikayesinden yola çıkılmış. pride and prejudice'i nasıl yazmış olduğunu anlamış olduk.. yine de mutlu sonla bitirilerek değiştirilmesini istiyorum filmin.. (huzursuz oldum, mutsuz hissediyorum kendimi.)

ogrenci ogretmen diyaloglari

notların açıklanması sonrasında hoca sınıftan bi kaç kişiye aldıkları notları ve şikayetlerini sormaktadır.. önlerdeki bi kıza sorar:

-sen kaç aldın?
+61 hocam.
-memnun musun notundan?
+hayır hocam.. 62 bari verseydiniz.. 62den tavşan yapar öyle avunurdum..

seker

konya şeker tarafından sıvı hali de üretilmekte olan tatlandırıcı.

kadikoy minibus kuyrugunda mendil satan cocuklar

diğer yerlerde mendil satan çocuklardan çok da farklı olmadıklarını düşündüren ve neden spesifikleştirildiklerini merak ettiren çocuklardır.
<bkz: mendil satan cocuk>

gdp

açılımı "gross domestic product" olan ekonomi terimi.

gsyh

<bkz: gdp>

cocukken hayvanlara yapilan garip sakalar

evi karınca basması nedeniyle karıncaları öldürmek için ilaç yapan aile bireylerine sinirlenerek dayımla birlikte aklımızca karıncaları kurtarmak için şırınga yardımıyla karıncaları bol su ile yıkamak.*

yaran entryler

#275364 hala gülüyorum, millet uyanacak.

istanblue

tavlada bi kıza yenilmekle kalmayıp bi de yemek borcunu ısrarla ödemeyen adi yazar. kumar borcu namus borcu lan.. öde artık borcunu..

futbol maci izleyen kisi diyaloglari

-ofsayt lan ofsayt. görmüyo musun!! ne biçim hakem bu yaa..
+aşkım ne ofsaytı nerenden uydurdun kör müsün?
-sen ne anlarsın yaa ofsayttan bildiğin ofsayt işte anlatmakla vakit kaybedemem şimdi...
+of puff vs.

yavaş çekim tartışmalı anı verirler. ofsayt değildir.

-demiştim sana ben.
+ofsaytı anlayan kız arkadaş isteyenlerin aklına edeyim..*

erkek arkadasin yok mu sorusuna alternatif cevaplar

-niye sordun? sana mı lazım?

kizlarin platonik asik olduklari erkeklerin yaninda yaptiklari

platonik aşkı (-)
kız(+)


bütün gün okulda bekleyip göremedikten sonra artık gitmeye karar veren kız öyle son bi umut kıvamında kantinde dolaşıp durmaktadır. vee o farketmeden esas oğlan yanında belirir.

-(ıslık efekti) naber güzellik?
+(aman tanrıım işte o. evet şimdi döneyim "iyidir canım" diyip sarılayım.) ya x'i gördün mü?*
-yooo
+peki tamam

çocuk oturup muhabbete dalar arkadaşlarla. salak kız öylece kalır. ve son söz daha doğrusu iç ses:

+gerizekalı,aptal yapılabilecek en aptalca şey bu olmalı. kırın kafamı, beynimi dağıtın. off puff... eheh* "güzellik" dedi bana. acaba benden hoşlanıyor mu?!... *

bu arada hala öyle aptal gibi dikilmektedir. neden? çünkü aptaldır. başka açıklaması yoktur.**

gulmeyen kadin

etrafında güldürebilen insan olmayan kadındır. gülünecek bir şey varsa her insan gibi o da gülecektir. fakat sırf şirin görüneyim insanlar beni soğuk bulmasın düşüncesi içinde her bulduğuna gülmez. gayet normaldir. ortada gülünecek bir şey varsa gülmeyen kadın yoktur.

xs

böyle çocuk bedeniyle small beden arasında miniminnacık bir şeydir. * bütün giyim firmalarının bu bedende de üretmesini şiddetle istemekteyim. çok beğendiğin bir şeyin en küçüğünün small beden olması çok kötü oluyor çünkü alışveriş hastası insan için. "xs giyenler birleşin!!" *